İstanbul, yerleşim tarihi 300 bin, kentsel tarihi yaklaşık 3 bin, başkentlik tarihi 1600 yıla kadar uzanan Avrupa ile Asya kıtalarının kesiştiği noktada bulunan bir dünya kentidir. Şehir çağlar boyunca farklı uygarlık ve kültürlere ev sahipliği yapmış, yüzyıllar boyu çeşitli din, dil ve ırktan insanların bir arada yaşadığı kozmopolit ve metropolit yapısını korumuş ve tarihsel süreçte eşsiz bir mozaik halini almıştır. Uzun zaman dilimleri boyunca her alanda merkez olmayı ve iktidarda kalmayı başaran dünyadaki ender yerleşim yerlerinden biri olan İstanbul geçmişten günümüze bir dünya başkentidir.İstanbul'un tarihi ana hatlarıyla 4 büyük döneme ayrılabilir: Tarih öncesi dönem, Byzantion dönemi, Konstantinopolis dönemi ve İstanbul dönemi.

İSTANBUL KURULUŞ EFSANELERİ Bir başka efsaneye göre de Boğaz -yani Bosphorus-, adını tanrılar tanrısı Zeus'un çapkınlığına ve karısı Hera'nın kıskançlığına kurban olan güzel İo'nun hikâyesinden alır. Zeus bir gün Argos kralının kızı İo'ya tutulur. Hera'dan çekindiği için, onunla birlikte olduktan sonra İo'yu beyaz bir ineğe çevirip karısının hışmından korumak ister. Hera ise herşeyin farkındadır. Önce ineğin başına yüz gözlü bir bekçi diker, İo bu engeli Zeus ve Hermes sayesinde atlatınca da başına bir at sineği musallat eder. Zavallı İo peşindeki bu at sineğinden kurtulmak için bütün antik dünyayı arşınlayıp durur. Bu arada İstanbul Boğazı'ndan geçer ve burası İnek/Öküz geçidi - Bosphorus- adını alır. Ne var ki, hamile olan İo'ya Hera daha sonra acır, ne de olsa o da bir annedir, sineği ensesinden alır. İo, Asya yakasındaki sahilde bir kız çocuğu doğurur, adını Keroessa koyarlar. Bu kızın daha sonra deniz tanrısı Poseidon'dan Byzas adında bir oğlu olur. Byzas da doğduğu yere bir kent kurar.

Efsaneye göre Yunanistan Delphi'deki kâhin, Yunanistan'ın Megara kentinden yeni bir koloni kurmak üzere yola çıkanların başkanı olan kral Byzas'a, körlerin ülkesinin karşısına yerleşmelerini öğütler. Byzas ve adamları buralara geldiklerinde, daha önce yine Megara'lılar tarafından kurulan Khalkedon (Kadıköy) kentini bulurlar. Hemen karşısında bulunan ve topografya açısından çok daha uygun olan Sarayburnu'na yerleşmeyip de buraya kent kuranların olsa olsa kör olmaları gerektiğini düşünen Byzas, aradığı yeri bulduğunu böylece anlar. Karşı sahilde eğimli bir araziye; Marmara'ya, Boğaz'a ve Haliç'e hakim bir konuma sahip olan Sarayburnu'na yeni kentini kurar ve adını da kendi adından hareketle Byzantion koyar.