GÖBEKLİTEPE – HALFETİ – HASANKEYF – NEMRUT – SÜPER PROGRAM
Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım 2021 / Her Hafta Kesin Hareket
Göbeklitepe, Hasankeyf, Halfeti gezileri FARKI İLE !!!
Urfa Sıra Gecesi Eğlencesi FARKI İLE !!!
Bölgenin En iyi otellerinde konaklama FARKI İLE !!! 

  • UÇAKLI GAP TURU

    2021 Gap Turu, İzmir’den Mayıs’tan itibaren Her Hafta Cumartesi  Pazar Uçaklı Hareket
    SUN EXPRES & PEGASUS HAVA YOLLARI İLE GİDİŞ İZMİR – ADANA
    SUN EXPRES & PEGASUS HAVA YOLLARI İLE DÖNÜŞ ADANA – İZMİR

    İzmir Adnan Menderes Havalimanı İç Hatlar : 06:00’da 
    SERVİS DANIŞMA HATTIMIZ : 05453006065

    1. GÜN : İZMİR – ADANA – HATAY (ANTAKYA)
    Sabah saatlerindeki uçağımızla Adana’ya uçuyoruz. Antik Kilikya bölgesinin en önemli merkezlerinden biri olan, tarih boyunca Hititler’den Osmanlı’ya bir çok uygarlık için önemli bir şehir olmuş, ismini antik mitolojideki Adanus’tan alan güzel şehrimiz ADANA‘ya varıyoruz. Adana’da bizleri bekleyen otobüsümüzle buluşup turumuza başlıyoruz. Şehir merkezinde kahvaltı için aldığımız serbest zamanın ardından Adana merkezde yer alan SABANCI MERKEZ CAMİ’yi ziyaret ediyoruz. Bu cami 1998 yılında hizmete girmiş, görkemli ve büyük bir camidir. Genel görünüm olarak dış mimarisi Sultan Ahmet Camii’ne benzese de iç mimarisi Selimiye Camii’ne benzer. 4 yarım kubbesi, 5 tam kubbesi ve altı minaresi mevcuttur. Bu mimari öğeler sembolik olarak 4 halife ve mezhebi, İslamın 5 şartını ve İmanın 6 şartını temsil ederler. Sonrasında Taş Köprüyü görüyoruz. Seyhan nehri üzerinde yer alan tarihi TAŞ  KÖPRÜ M.S 385 yılında Roma İmparatoru Hadrianus tarafından yaptırılmış olup, tarih boyunca farklı hükümdarlar tarafından onarım görmüştür. Sonrası şehre veda edip, hem antik tarih hem de Hristiyanlık tarihi için çok önemli bir yer olan HATAY ili merkezi ANTAKYA’ya ulaşıyoruz. Burası Büyük İskenderin Generallerinin oğlunun günümüzden tam 2300 sene önce, babasının adını vererek (Antiochus – Antiocheia) kurdurduğu antik bir şehirdir. Bununla beraber daha eski tarihlere dayanan yerleşim yerlerinin yanında, Antik Mısır ve Hitit Uygarlıklarının sınırını oluşturan, Mezopotamya ile Anadoluyu birbirine bağlayan önemli bir kenttir. Antakya’da yapılan panoramik şehir turu sonrasında öğle yemeğimizi, Antakya mutfağının birbirinden değişik ve lezzetli mezelerinin tatlandırdığı bir menüyle alıyoruz. Yemeğimiz sonrasında Türkiye’nin en büyük dünyanın ikinci büyük mozaik Müzesi olan HATAY ARKEOLOJİ MÜZESİ‘ni geziyoruz. Hatay Arkeoloji müzesi içerisinde yazının henüz keşfedilmediği Paleolitik ve Neolitik çağlardan tutun da, Roma, Antik Yunan, Osmanlı, Selçuklu ve Hristiyanlık tarihine kadar bir çok farklı kültür ve medeniyetten eserleri bünyesinde barındıran engin bir müzedir. Müze gezimiz sonrasında Hristiyanlığın kalbi olan ve bir mağaranın içerisine inşa edilmiş, Hristiyanlığın ilk kiliselerinden, St. Pierre Kilisesini görüyoruz. Burası 12 havariden olan ayrıca Katolik Hristiyanlar tarafından da ilk papa olarak kabul edilmiş Aziz Petrus tarafından, kayaların içine oyma şekilde inşa edilmiştir. Burayı özel kılan başka husus ise, İsa’ya inananların kendilerini ilk kez “Hristiyan” diye adlandırdıkları yerin burası olmasıdır. Bu açıdan Hristiyanlık tarihi ve bilinci için çok önemli olmakla beraber bir hac noktası olarak da kabul edilir. Kilise gezimiz sonrasında Anadolu’da yapılan ilk camii olan HABİB-İ NECCAR CAMİİ‘yi ziyaret ediyoruz. Burası, içerisinde HZ İSA’nın havarilerinden YAHYA, YUNUS, ŞEMUN SEFA ve Yasin Suresinde adı geçen HABİB-İ NECCAR’ında kabrinin bulunduğu dinler tarihi için hem önemli hem de kutsal bir yer. İsmini de Hristiyanlığın dini yaymaya çalışırken şehit olmuş, ilk şehitlerden, yani Habib-i Neccar’dan alıyor. Cami gezimizin ardından ESKİ ANTAKYA EVLERİ‘ni göreceğimiz sokaklarda yürümeye başlıyoruz. Burası “eski hatay” diye bilinen, Osmanlı döneminden kalma 200-250 yıllık taş-ahşap karışımı evlerin ve taş döşemeli, eski, dar sokakların olduğu tarih ile iç içe bir yer. Dönemin Osmanlı mimarisini ve sivil hayatını yansıtması bakımından da oldukça önemli. 2011 yılında restore edilmiş evler günümüzde hem otel, kafe, restoran ve hem de hala konut olarak kullanılabilmekte. Eski evleri gördükten sonra, KATOLİK, ORTODOKS Kiliselerini (Ziyarete açık oldukları takdirde) ziyaret ediyoruz. Sonrasında ANTAKYA’nın modern halini bizlere unutturacak olan UZUN ÇARŞI’YA giriyoruz. Uzun Çarşı isminin gerçekten de hakkını veren, tam 3.5 km uzunluğunda, içerisinde cami, hamam, mescit ve benzeri yapıların bulunduğu eski ve tarihi bir mekan. Çarşı gezimizin ardından, eski dönemlerde Antakyalı zenginlerin yazlık mevkii olan ve çağlayanlarından su kanallarıyla şehre su getirilen DEFNE (HARBİYE)’yi geziyoruz. Burası Antik Seleukos İmparatorluğu’ndan beri defnesi ve şelaleleri ile ünlü bir yer. HARBİYE’deki gezimizden sonra akşam yemeği ve konaklama için Hatay’daki otelimize geçiyoruz. TERAS AQUA PARK HOTEL – HATAY

    2. GÜN : HATAY (ANTAKYA) – GAZİANTEP – HALFETİ – ŞANLIURFA
    Sabah kahvaltısının ardından otelimizden ayrılıp, Kırıkhan, Islahiye üzerinden yolculukla düşman işgali sırasındaki şanlı direnişiyle 1927 yılında “GAZİ” unvanı alan Gaziantep’e varıyoruz. GAZİANTEP gezimize dünyanın en zengin Mozaik müzelerinden birisi olan ZEUGMA MOZAİK MÜZESİ ile başlayacağız. Çingene Kızı Mozaiği ile ünlenmiş, adını sergilendiği eserlerin çıkarıldığı antik kent Zeugma’dan alan bu müze, ülkemizdeki en meşhur ve büyük müzelerden bir tanesidir. Zeugma müzesi içerisindeki eşsiz mozaiklerin yanında Roma ve Yunan devrine ait bir çok sütun, heykel, eşya ve çeşmeler de bulunmaktadır. Roma İmparatorluğunun doğudaki en önemli kentlerinden olan ZEUGMA’da, son 15 yılda çıkartılan zengin mozaik koleksiyonunda pek çok mitolojik hikâyenin izini süreceğiz. Müzeden sonra öğle yemeğimizde Gaziantep mutfağının en leziz yemeklerini yiyerek gezimize devam ediyoruz. Gezimizi tamamladıktan sonra Gaziantep’ten ayrılıp Karagül denince akla gelen ve yakın geçmişte Fırat nehrinin üzerine kurulan Birecik Barajının suları altında kalan Halfeti’ye varıp burada ekstra olarak baraj gölünde yapacağımız tekne turuna katılıyoruz. Halfeti M.Ö 9. yüzyılda Asur kralı Salmanasar tarafından kurulmuş çok eski bir kent. Tarih boyunca Hristiyanlar ve Müslümanlar arasında el değiştirse de 13. yüzyılda tamamıyla Müslümanların eline geçiyor. Burada yüksek kayalarla örtülü bir tepe üzerine konumlanmış, Hristiyanlık tarihi için de önem arz eden, Hristiyan Haçlı Ordularının uzun süre konakladığı yer olmuş Rum Kale ve benzeri batıkları göreceğiz.  Turumuzun devamında nesli tükenmekte olan yöreye has Kelaynak Kuşlarının koruma altına alındığı çiftliği ziyaret ediyoruz. Daha sonra Peygamberler şehri Şanlıurfa‘ya hareket ediyoruz. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde. Dileyen misafirlerimizle muhteşem bir eğlence için Sıra Gecesine gidiyoruz. HARRAN HOTEL – ŞANLIURFA

    3. GÜN : ŞANLIURFA – HARRAN – MARDİN
    Sabah kahvaltısının ardından otelimizden ayrılıp, halk tarafından “Döşeme Camii” olarak da bilinen Halil-ür Rahman Cami’yi göreceğiz. Burası 300 yıl kilise, 1200 yıl da cami olarak hizmet vermiş, çok eski ve tarihi bir yapı. Ardından bir başka tarihi yapı olan ve 250 yıl önce Rakka valisi tarafından inşa ettirilmiş Rızvaniye Cami’yi göreceğiz. Cami gezimiz sonrası Hz. İbrahim ve Zeliha’nın ateşe atıldığı yerde ortaya çıktığına inanılan, içerisinde balıkların bulunduğu kutsal ve meşhur Balıklı Göl’ü ziyaret ediyoruz. Balıklı göl İslam ve yöre kaynaklarında kutsal atfedildiği gibi arkeolojik kanıtlar da onun M.Ö 1000 yılında, pagan inananlar tarafından tanrıça Atargatis için yaptırıldığını kanıtlamıştır. Farklı görüş ve inançlarda değişmeyen tek şey ise buranın kutsal bir yer oluşudur. Balıklı Göl gezimizin ardından Ayn-el Zeliha Gölü, Hz. İbrahim makamını da görüyoruz. Sonrasında Ulu camiini ziyaret ediyoruz. Daha sonra GAP projesiyle sulama alanı olduktan sonra kaderi değişen Harran’a gidiyoruz. Burada tarihin ilk üniversitesi olduğu düşünülen ve kökeni İslamiyet öncesine kadar dayanan Harran İslam Üniversitesi’ni ve yöre kültürünü çok iyi yansıtan Harran evlerini geziyoruz. Yöresel kıyafetlerle çektirdiğimiz fotoğrafların ardından öğle yemeğimiz ve serbest zaman için Urfa merkeze dönüyoruz. Öğle yemeğimizin ardından dünya ve insanlık tarihi hakkındaki görüşlerimizi kökten değiştirmiş, günümüzden 12 bin yıl önce inşa edilmiş olan Göbeklitepe’yi göreceğiz. Burası insanların daha henüz avcı toplayıcılık ile uğraştığı ve kabileler halinde yaşadığı bir dönemde inşa edilmiş. Kabileler arası çok büyük bir iş birliği ve organizasyon ile yapımı mümkün olabilmiş bu şaheser yüzyıllar hatta binyıllarca bölgede bir kült oluşturmuş. Bölge’de yaşayan kabileler sadece Göbeklitepe’yi değil, ona  benzer ve henüz kazılmamış bir çok tapınağı da inşa etmişlerdir. Yapımında kullanılan 2 tonluk taşlar uzaktaki bir taş ocağında incelikle işlenmiş ve üzerlerine hayvan figürleri resmedilmiştir. Henüz tekerleğin dahi icat edilmediği bir dönemde, onlarca hatta yüzlerce kabilenin bir arada çalışması sonucu mümkün olabilmiş ve yalnızca insan gücü ile inşa edilmiş bu muazzam tapınak, bizlere o dönem insanının ne denli inançlarına adanmış bir yapıda olduğunu gözler önüne seriyor. Tüm araştırmalara rağmen hala açığa çıkarılmayı bekleyen sırları ile, gizemli Göbeklitepe’yi geziyoruz. Gezimizin ardından dinlerin ve dillerin halen birlikte yaşadığı Mardin’e hareket ediyoruz. Eski şehrin tarihi dokusunu yaşadıktan sonra modernliği içinde barındıran yeni Mardin olarak adlandırılan bölgedeki otelimize yerleşiyoruz.
    Akşam yemeği ve konaklama otelimizde YAY GRAND HOTEL – MARDİN

    4. GÜN : MARDİN – MİDYAT – HASANKEYF – DİYARBAKIR
    Sabah kahvaltısının ardından otelimizden ayrılıp, ilk olarak Mardin’de yukarı Mezopotamya olarak adlandırılan bölgede, bir dağın tepesine kurulmuş olan eski Mardin’i göreceğiz. Burada tamı tamına 50 bin yıl öncesine kadar göçebe ve kabile tarzında dahi olsa yaşam izleri görülür. Fakat yerleşik hayata geçiş 8 bin yıl önce olmuştur. Akadlar, Hurriler, Mitanniler, Romalılar, Bizanslılar, Abbasiler, Hamdaniler, Selçuklular, Artuklular, Timur İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu Mardin’de hüküm süren (yazının keşfine kadar bildiğimiz kadarı) uygarlıklardandır. Bu sebeple Mardin’deki kültür ve tarihin zenginliği anlatmakla bitmez. Sonrasında tarihe canlı tanıklık yapacağınız bu eşsiz şehrin dar sokaklarında yürürken eski bir kilisenin üstüne inşa edildiği düşünülen, Artuklu mimarsinin nadide örneklerinden olan, 800 yıllık ULU CAMİ, Artuklularca başlanmış fakat Akkoyunlu devleti tarafından inşası tamamlanmış, kubbesi ile dikkat çeken, 500 yıllık KASIMİYE MEDRESESİ, 1371 yılında Artuklu Devleti tarafından inşa edilmiş LATİFİYE CAMİ‘yi göreceğiz. Sonrasında Hristiyanlık Tarihi için önemli bir yer olan 1500 yıllık Kırklar Kilisesi’ni göreceğiz. Burası 13. yüzyılda patriklik merkezi olup, Hristiyan halkın maddi ve manevi ihtiyaçlarını gidermeye çalışmıştır. Kilise gezimiz sonrasında 1890’lı yıllarda Ermeni mimara inşa ettirilmiş olan ve 1950’li yıllardan itibaren Tarihi Postane Binası olarak hizmet vermiş binayı göreceğiz. Daha sonra Süryani kilisesinin önemli merkezlerinden olan Deyrulzafaran‘ı (Safran Manastırı) görüyoruz. M.Ö Güneş Tapınağı olarak inşa edilen manastır Romalılar devrinde kale olarak kullanılmasının ardından Hristiyanlık döneminde manastır haline çevrilmiştir. Gezimizin ardından Mardin’den ayrılarak Midyat’a gidiyoruz. Burada TUR ABDİN bölgesinin kalbi sayılan SÜRYANİ CEMAATİNİN kutsal saydığı önemli yerleşmelerinden MİDYAT’ta kısa bir gezi yapıyoruz. Tur Abdin bölgesi Süryaniler için dini ve kültürel bir merkez olup Süryanice’de “Kulların Dağı” manasına gelmektedir. Midyat ise eski Asur tabletlerinde “Matiate” olarak adlandırlır, kelime manası da “Vatanım” demektir. Tarih boyunca sürekli talan edilmiş olan Midyat, I. Dünya Savaşı’nda ise nüfusunun yarısından fazlasını trajik bir şekilde kaybetmiştir. Fakat tüm bunlara rağmen Mardin’in nüfus bakımından en kalabalık ilçelerinden birisidir. Burada Süryani ustalarının yüzyılların birikimiyle ince ince işlediği TELKARİ sanatının en iyi örneklerini göreceğiz ve dilersek satın alacağız. Sonrasında Sizlerin SILA  DİZİSİ ile de tanıdığı tarihi MİDYAT EVLERİNİN en güzel örneklerinden olan KAYMAKAMLIK KONUK EVİ’ne uğrayacağız. Konuk evi 3 katlı olup hem yöresel hem de oldukça şık bir mekandır. Sonrasında alacağımız serbest zamanımızın ve öğle yemeğimizin ardından HASANKEYF’e hareket doğru ediyoruz. ILISU BARAJI’nın yapımıyla sular altında kalmış olan HASANKEYF  yaklaşık 12 bin yıl öncesine kadar uzanan arkeolojik eser ve kalıntıları ile kadim bir kenttir. Eski ismi “Hısn-ı Keyfa” olup Arapça’da “Kayalar Kenti” manasında gelir. Fakat bu kelime de Süryanice kökenli olup şehrin içerisinde bulunduğu çok kültürlülüğün bir ürünüdür. Tüm bunların yanında stratejik bir konumda yer alır, Anadolu ile Mezopotamya’yı birbirine bağlar ve Dicle nehrinin iki yakasında kurulmuştur. Bu sebepten ötürü Bin yıllar boyunca Asurlular’dan tutun da Roma İmparatorluğu’na, İslam fetihleri ile Abbasilere, Artuklulara, Safevilere ve Osmanlılara kadar farklı Uygarlıkların hükmü altında kalmıştır. Bu sebeple de içerisinde çeşitli uygarıklardan kalma bir çok tarihi eser ve yapıyı barındırır. Burada Orta çağın en büyük köprüsü, El-Rızk Camii,Ulu Camii ve diğer kalıntıları görüp (Hasankeyf’in sular altında kalması durumunda Hasankeyf gezisi mevcut şartlara göre yapılır)  Dicle’nin kıyısında çaylarımızı yudumladıktan sonra Raman Dağı’ndaki petrol kuyularını görerek güzel bir yolculukla Artukoğulları döneminden beri bölgenin en önemli şehirlerinden olan Diyarbakır’a ulaşıyoruz. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde DEMİR OTEL – DİYARBAKIR 

    5. GÜN : DİYARBAKIR – KAHTA – NEMRUT – ADIYAMAN 
    Sabah kahvaltısının ardından otelimizden ayrılıp ilk olarak DİYARBAKIR belediyesinin 1935 yılında ATATÜRK’e armağan ettiği GAZİ KÖŞKÜ ‘nü geziyoruz. Burası asıl ismi Samanoğlu Köşkü olup 15. yüzyıldan kalma Akkoyunlu Devleti eseridir. 1937 yılında ise Diyarbakır belediyesi tarafından alınarak Atatürk’e armağan edilmiştir. Sonrasında  Tarihi surların Mardin’e açılan kapısı olarak adlandırılan Mardin Kapı’dan içeriye girip eski şehre gezmeye başlıyoruz. Günümüzde otel olarak kullanılan KervansarayŞeyh Mutahhar Cami Dört Ayaklı Minare, 350 yıllık, ismini avlusundaki kuyunun içinde bulunan sülüklerden almış  Sülüklü Han,  Osmanlı Veziri Hasan Paşa tarafından yaptırılmış olan Hasanpaşa Hanı, Anadolu’nun en eski camilerinden olan ve Abbasi Halifesi tarafından yaptırılmış, tarihi tam 1500 yıllık Ulu Cami, Cahit Sıdkı Tarancı’nın evi, Nebi Cami görüp Dağ kapıdan şehir gezimizi tamamlıyoruz. Bizi bekleyen otobüsümüzle buluşup Siverek, üzerinden Kahta’ya ulaşıyoruz. Burada gün batımını seyretmek için bizi Nemrut Dağı’na çıkaracak dolmuşlarımıza biniyoruz. Sonrasında M.S 2. yüzyılda oraya konaklamış olan lejyonlar tarafından, Septimus Severus’un emri ile yapılmış Cendere Köprüsü’nü (Septimus Severus) görüyoruz. Sonrasında Kommagene Krallığı başkenti Arsameia ile Krallığa ait mezarı ve Karakuş Tümülüsünü ziyaret ediyoruz. Zirveye ulaştığımızda, Dağın en önemli unsuru ise Komagene Kralı Antiochos‘a ait Tümülüs ve Diğer Kutsal alanlardır. Zirve’de İlk olarak Doğu Terası’nda bulunan I. Antiochos, Zeus, Apollon, Herakles, Kommagene, Kartal ve Arslan Heykellerini görüyoruz. Burada rehberimizin anlatımlarını dinlerken Nemrut’un büyüsü sizleri de derinden etkileyecektir. Doğu Terası Bağış Sunağını gördükten sonra Batı Terası’na geçerek önce Batı Terası Bağış Sunağı’nı görüyoruz. Rehberimizin anlatımları bittikten sonra derin bir sessizliğe kapılıp, güneşin yukarıdan aşağıya doğru muhteşem batışını seyrediyoruz. Güzel geçen günümüzün sonunda dolmuşlarımızla otobüsümüze gelip kısa bir yolculukla otelimize yerleşiyoruz. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde. WHITE STAR HOTEL – ADIYAMAN

    6. GÜN : ADIYAMAN – KAHRAMANMARAŞ – ADANA – İZMİR 
    Sabah kahvaltısının ardından otelimizden ayrılıp Kahramanmaraş’a hareket ediyoruz. Şehir turunda kökeni Hitit Devleti zamanından kalma Tarihi Maraş Kalesi, Dulkadir beyliği’nden kalma ve şu anda mescit olarak kullanılan Taş Medrese ve son olarak Milli Kurtuluş ve bağımsızlık mücadelemizin ilk kıvılcımlarından birinin atıldığı “Hürriyet olmayan yerde cuma namazı kılınmaz” sözünün de söylendiği Ulu Camii’yi panoramik olarak göreceğiz. Ardından Türkiye’de geleneksel el sanatının en çok icra edildiği yerlerden biri olan Tarihi Maraş Çarşısı’nda alışveriş ve dinlenme için serbest zaman alacağız. Dilerseniz meşhur MARAŞ DONDURMASI tadabilir ve hediyelik alabilirsiniz. Turumuzun sonunda Adana‘ya dönüyoruz. Akşam saatlerindeki uçağımızla turumuzu sonlandırıyoruz. Bir dahaki KARETUR organizasyonunda buluşmak üzere vedalaşıyoruz.

     

    ÜCRETE DAHİL OLAN HİZMETLER 

    * 5 Sabah Kahvaltısı + 5 Akşam Yemeği
    * Lüks Otobüsler İle Ulaşım ve UÇAK BİLETLERİ
    * Tüm Geziler, Otobüs içi İkramları
    * Profesyonel Türkçe Rehberlik Hizmetleri
    * Seyahat Sigortası

    ÜCRETE DAHİL OLMAYAN HİZMETLER

    * Tüm Öğlen Yemekleri ve yemeklerde alınan içecekler
    * Müze ve Ören Yeri Girişleri
    * Nemrut minibüs ve Halfeti tekne ücretleri
    * Urfa sıra gecesi ücretleri

    HARRAN EVLERİ : 
    Harran’ı n en çok ilgi çeken yanı, bindirme tekniğinde yapılmış külah biçimindeki konik kubbeli evleridir. Kubbeli evlerin tarihi, MÖ. VI. bine kadar gitmektedir. Kubbeli ev geleneği, Mezopotamya, Transkafkasya ve Ege’de MÖ. III. bine kadar devam ettirilmiştir.
    Anadolu’da kubbeli evlerin yoğun olarak tespit edildiği iki bölge vardır. Birinci bölge Urfa-Birecik arasındaki bölgedir. İkinci bölge ise, Urfa-Akçakale arasındaki bölgedir. Kerpiç kubbe ile örtülmüş bu evlerden farklı olarak Harran evlerinin kubbelerinde tuğla da kullanılmıştır.
    Harran evlerinin tuğla kubbe ile örtülmesinin iki sebebi vardır. Biri, bölgenin çöl olmasından dolayı ağaç malzemenin bulunmayışıdır. Diğeri ise, Harran’da bol miktarda bulunan tuğla malzemedir. Evlerin yüksekliği içerden en çok 5 metreye varan kubbeler, 30 40 tuğla dizisi ile örülmüştür. Örgüleri düzensiz bir şekilde balçık sıva ile bağlanan kubbe ve duvarlar, içerden ve dışarıdan yine bu harçla sıvanmıştır.
    Harran evleri bölge iklimine uyumlu olarak yaz aylarında serin kış ise sıcaktır.
    1979 yılında arkeolojik ve kentsel sit alanı olarak ilan edilen Harran’da kubbe evler korumaya alınmıştır. Ören yerinden malzeme toplanması, inşaat yapılması ve kanal açılması yasaklanmıştır. Harran evlerinden biri, 1999 yılında restore edilmiş ve ” Harran Kültür Evi” olarak turizmin hizmetine sunulmuştur.
    Bu evlerden 5 tanesi de kültür bakanlığı tarafından satın alınarak restorasyon programına alınmıştır.GÖBEKLİTEPE ÖREN YERİ :
    İnsanlık tarihi hakkında bildiklerimizi yeniden düşünmemizi sağlayacak, yerleşik tarih anlayışını ve bilgilerini değiştirip, dinler tarihini sorgulatacak, bir kısmımızın varlığından haberi dahi olmadığı bir arkeolojik çalışma 1995 yılından beri Urfa Göbeklitepe’de devam ediyor. İnşası Milattan önce 10000 yılına uzanan Göbeklitepe tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor. Göbeklitepe İngiltere‘de bulunan Stonehenge’den 7000, Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha eski. Ayrıca yerleşik hayata geçişi temsil eden kültür bitkisi buğdayın atasına da Göbeklitepe eteklerinde rastlanmıştır. İnşa edildikten 1000 yıl sonra üstleri insanlar tarafından kapatılarak gömülen bu tapınaklar yeniden gün ışığına çıkıyor.

Fiyata Dahil Olan Hizmetler

  • 5 Gece Lüx Otellerde Konaklama
  • 5 Sabah Kahvaltısı + 5 Akşam Yemeği
  • Lüks Otobüsler İle Ulaşım
  • Tüm Geziler, Otobüs içi İkramları
  • Profesyonel Türkçe Rehberlik Hizmetleri
  • Seyahat Sigortası
  • Uçak biletleri

Fiyata Dahil Olmayan Hizmetler

  • Tüm Öğlen Yemekleri ve yemeklerde alınan içecekler
  • Müze ve Ören Yeri Girişleri
  • Nemrut minibüs ve Halfeti tekne ücretleri
  • Urfa sıra gecesi ücretleri

Tur Fiyatları

KAMPANYADA SON 3 GÜN!